Buradasınız: HomeARŞİVARAYIŞINIZ ARAYIŞIMIZLA AYDINLANIR UMARIZ / BURCU ERİM DURAL

ARAYIŞINIZ ARAYIŞIMIZLA AYDINLANIR UMARIZ / BURCU ERİM DURAL

“İnsanın yeryüzündeki bütün arayışı ruh eşini aramak biçiminde özetlenmiş olabilir. İnsan bilgeliğin, paranın ya da gücün peşindeymiş gibi yapabilir, oysa hiçbiri önemli değildir. Ruh eşini bulamadığı sürece yaptığı her şey eksik kalacaktır.” denir.

Oysa ki eksik kalan tek şey ruh eşi değil, insanın kendisi ve kendisi ile iletişimidir. Kısaca kendine olan eşliği.

Kendimizi daima ışıklar içinde aramamıza, bir şeyler olmak için zorlamamıza gerek yoktur. Her bir arayış, her bir deneyim ve yaşanmışlık kendimize giden yolda bir adım daha ilerlemek, varlığımıza uzanan elimize biraz daha yakınlaşmamıza sebeptir.

Kendimize olan eşliğimiz, kendimize olan dürüstlüğümüz ile orantılıdır. Bu her anımızı, her halimizi kabul etmemiz ve her çirkinliğimizi, her kırgınlığımızı ve kötü denilen parçalarımızı kabul etmekle başlar. Onu kabul etmek dönüşmenin en güzel yoludur. Kabul etme eylemi gönülden yapılmalı, bilgi idrak edilerek yola çıkılmalıdır ki gerçekliği, bedenen, ruhen, zihnen yaşamımıza tesir edebilsin.

Her birimizi özlemi “Gerçek ve Gerçeklik” kavramlarına varabilmektir. Bu ”Aydınlanma” denilen küçük ve büyük uyanışlarla oluşur. O kadar uzak gibi görülen ve anlatılan şey (Aydınlanma) aslında bize Yaratan kadar yakın, yanıbaşımızdadır. Her zaman ve her an (Allah’ın bize şah damarımızdan yakın olması gibi) buradadır.

Ruh eşi ile girilip, kendimize döndürülen ve şimdi aydınlanmadan bahsedilen bu yazıda anlatılmak istenen nedir; sorusu akılların bir yerinde dolaşıyor öyle değil mi?

Her şey bilincimizdedir. Bilincimizi ne kadar disipline edebilirsek anlayışımızda o kadar gelişecektir. Anlayış ve idrak bilincin safhalarıdır. Bilinci disipline ederken, kavramlar ve kavramların asıl bahsettiği “Gerçek” anlamalarına erişmeye başlanır. Yani kadın ve erkek diye ayrımlar yapan zihnin, bir idrak ediş anında (küçük aydınlanma olarak da adlandırılabilen) aslında bir ve tek olduğu. Ayrım olmadığında iletişim ve birlikteliğin getirilerini saf bilgi ve saf enerji olduğunu gözlemleyebiliriz. Sonraki aşamalarda ruh eşi denilen kavramın aslında biz olduğumuzu, bir enerji bütünü olduğumuzu ve kadın erkek, cinsiyet fark etmeden her şeyin kendimizle bir olduğunu özümseriz.

“Gerçek ve Gerçeklik” kavramlarından bahsederken kime göre ve neye göre kavramları öne sürülür. Kısmen doğruluk taşısa da aslında tek bir “Gerçek ve Gerçeklik vardır.”

Bunu iyi bir örnekle anlattığımda daha da anlam bulacak zihnimizde. Kendimize dünya üzerinden bir yer seçelim. Burada sabit duran bir yer (bir bina) olabilir. Bilinç seviyemizin ortalama bilinçlerde olduğunu düşünürsek, bu binanın herhangi bir dairesinde durduk. Etrafımızda pencereler mevcut. Her bir pencere başka bir yöne, başka bir manzaraya bakıyor olsun. Önümüzde deniz, sağ penceremizde lilyum bahçesi, sol penceremizde turkuaz mavisi açmış çiçekli ağaçlar, arkamızdaki manzaramızda ise yemyeşil orman ve sıra dağlar olsun. Bir denek olarak arkadaşımızı alalım ve her gün gözlerini kapattığımız arkadaşımızı başka yönlerden ayrı kapılardan tek bir yönü gören odalarda ağırlayalım. Her geldiğinde başka bir yere gelmiş gibi davranalım.Bir süre sonra gerçeği anlatalım. Aslında geldiğimiz yerin aynı yer olduğunu, diğer odalara da gidebileceğini ve aslında dört yer değil sadece bir yer olduğunu açıklayalım. Fakat inanmasın. Sadece tek bir oda ve tek bir yerden oraya gidileceğini ve ayrı odaların burada değil de ayrı yerlerde olduğunda ısrar etsin. Ve diğer yönleri görmek istemediği için kendi doğrusunu tek doğru olarak kabul etsin. Vakit geçirirken, her gün bir ortak dostumuz onu arasın ve gördüğü manzarayı anlatmasını sağlasın. Deneğimiz ayrı yerlerde, mekanlarda olduğuna o kadar inansın ve kabul etmesin ki karşıdaki arkadaşımız  “ben oraya gittim ve orada lilyum bahçesi var dese dahi araştırmadan, sormadan, bilincini açmadan karşı çıksın.” Kulağa hiç hoş gelmiyor öyle değil mi?

Örneğe bakılacak olursa kişinin dört ayrı gerçekliği var. Önünde denizi olan bir yer. Önünde lilyum bahçesi olan ayrı bir yer; yine manzarası sadece turkuaz mavisi açmış çiçekli ağaçlar olan bir yer ve manzarası yemyeşil orman ve sıra dağları olan ayrı bir yer. Oysa ki gerçek tek bir mekan. Ve gerçeği anlatsak dahi anlamakta direniyor. İşte gerçek ve gerçeklik kavramının kişiye göre değişkenliğine bir örnek. Fakat asıl gerçek şu ki o binada her şey mevcut. Her manzara var. Peki kabul etmemenin nedeni nedir?

Düşük bilinç, büyük ego ve açılmaya hazır olmayan bir kalp.

Bilinçlerde yukarı çıkıldıkça, anlayış büyümekte ve idrak seviyeyi yükselmekte daha çok genişlemektedir. Üst katmanlara çıkıldıkça artık o daireye girmeden daha yukarıdan, bir uçaktan bakarcasına bir bakış açısına sahip olunur ve “Gerçek” in bir ve aynı oldu bilincine ulaşılır.

Enerji bedende başlar, önce bedeni iyileştirir. Sonrasında dikkat ve konsantrasyon artışına geçirir ki bu bedenden çıkıp bilince doğru sakince ilerlediğinin göstergesidir. Bilinçte ilerledikçe ”gevşeme, anlayış, idrak” seviyesinde yükselme ve artış olur. Evrensel bilince ulaşır. Bencilce değil bütüncül düşünmeye başlar. Sonrasında sessizliği duyar ve dinler. Sessizliği paylaşır, bilgiyi paylaşır, bütüne destek olmaya başlar. Marifetler ortaya çıkar (marifet ehli derler) fakat geri de durur. Bilinç yükseldikçe, enerji artar ve doğallık, akış baş gösterir.

Bu sebeple her şey ve herkes bir değerdir, bir lütuftur. Bilinç seviyeleri farklıdır o kadar. Bilinci düşük ve yüksek arasında fark gözetilmeyecek kadar değerlidir insanoğlu. Bütünü oluşturanları her biri birer görevlidir. Kimi çöpçü, kimi dahi olacaktır ki dünyamızda denge daim olsun. Bunu anlayabilmek ve idrak edebilmek için bilincimizi yükseltmek için sunulanları sevgi ile kabul edip kullanalım.

Ayrım olduğu müddetçe, ruh eşi dediğimizde sevgili; anlayış ve idrak dediğimizde sadece kelime duymaya, boş kelimeleri bilgi zannetmeye, Yaratanı (Allah’ı) bizi buraya cezalandırmak için gönderdiğini düşünmeye devam edeceğiz.

Oysa ki iletişimde olduğumuz herkes bir rehber, sevgi ve aşk bütüne duyulan ulaşma isteğinin adı, anlayış ve idrak deneyim ve içselleştirme, ve gerçek tek ve bir, her yoldan gidilebilir,her yerden ulaşılabilir olduğunu ve kendimize eş olduğumuzda her şeye ulaşabileceğimizi hatırlatalım.

Sevgi ve umutla...

Burcu Erim Dural 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
primi sui motori con e-max

Sosyal Medya

Yazı Takvimi

« October 2017 »
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31          

REVOLUTIONARYFIRE

Kendimden bile hala sakladığım hangi devrimlere sahibim ?