Buradasınız: HomeARŞİVDÜŞÜNME ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ HAYATIMIZI İNŞA EDER/ ÇOLPAN IŞIN TANER

DÜŞÜNME ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ HAYATIMIZI İNŞA EDER/ ÇOLPAN IŞIN TANER

1-Dünya'ya gelen her insan, kendi bedeninde ve ruhunda kayıtlı olan "ENKARNATİF" birikimleriyle birlikte doğar. Yani, her insanın doğuştan getirdiği "YETENEK" leri vardır. Bunlar; doğru tesbit edilip, kişi o yeteneğine yoğunlaşıp, uzmanlaşırsa; yaşam amacına uygun olarak bir yandan kendini geliştirirken diğer yandan da mutlu ve başarılı olabilir. Aksi takdirde içgüdüsel olarak, dünyaya geliş nedeni olan ruhsal olarak gelişebilmek amacını güderken, diğer yandan katlanılması zor bir hayat yaşar. KENDİNİ İYİ TANIMAK GEREKİR. O bilinçli insan, ancak o zaman karşısına çıkan olayların sorumluluğunun bilinciyle,  verdiği kararlardan pişmanlık duymadan yaşamını  refah içinde sürdürebilir. Hayatınız sürekli şikayet ettiğiniz  olaylardan oluşuyorsa, kendinizi iyi tanımıyor, başkalarının kararlarıyla yaşamınızı sürdürüyor ve hoşlanmadığınız bir yaşama katlanmak zorunda kalıyor olabilirsiniz. (Gerekiyorsa bu konuda  bir Yaşam Koçu’ndan profesyonel bir yardım almaktan çekinmeyiniz.)

2-Kişinin "YARATICILIĞININ" önündeki en önemli engel bugünün sistemi olan EZBERCİ eğitim ve doğrultusunda devam eden yaşam şeklidir.

Y A R A T I C I L I K   için

  1. Yaptığım şeyler başkalarına fikir vermeli
  2. Yaptığım şeyden fayda görmeli, sorunlarını çözmeli
  3. Yaptığım şeyler örnek alınmalı
  4. Tercih edilmek için yalnızca eğlenceli değil, aynı zamanda eğitici olmalı
  5. Herkes tarafından anlaşılabilir, basit ve kolay olmalı

3-Belli şekillerde düşünmeye "FORMATLANMIŞ" her beyin, EMBESİL olmaya yatkındır. Bu da hem onun, hem de çevresinin "YAŞAM ENERJİSİNİ" heba eder. Sürekli kolaya kaçan bir düşünce tarzı ile, kullanılmayan organların aktifliğini kaybetmesiyle yaşlanmaya yatkın bir beyin yapısı ve çevresinin yaptıklarını kopyalayan bir yaşam tarzı ile sürekli kendini çevresiyle kıyaslayarak her defasında kendini biraz daha başarısız, mutsuz, özgüvensiz bir yaşama mahkum eder. Bu durumda kendini üstün göstermek ve diğerleriyle yarışmak için maddi değerlere ve etiketlere yönelir. YARATICILIKTAN  uzak bir kısır döngü içinde bulur kendini. BAŞARISIZ, MUTSUZ, ÖZGÜVENSİZ.

4- İnsanlarda meydana gelen her türlü rahatsızlık ve karmaşanın temel nedeni " BİLİNÇ-ENERJİ ve TİTREŞİM düşüklüğüdür. Doğru kaynaktan beslenebilmek  ve dengede olabilmek SAĞLIKLI olmak demektir...

  • Sevdiklerinizle birlikte geçirdiğiniz zamanlarda ve onlarla olan birlikteliğinizden keyif alıyorsanız, kendinizi kanıtlama, onları sahiplenme ya da yönetme ihtiyacında değilseniz, DENGEDESİNİZ demektir.
  • Yaptığınız işi para kazanmak ya da maddi çıkarımlar için değil de, sevdiğiniz ve hoşlandığınız için yapıyorsanız DENGEDESİNİZ demektir. Ancak böyle üretken olursunuz ve yaratıcılığınız artar.
  • Kendinizden hoşnut olmanız ve sevmeniz, sizi endişe ve yetersizlik duygularından uzak tutar.
  • Tüm canlıları sevebilirsiniz, hatta sizi eleştirenleri  bile..  Çünkü  bilirsiniz ki kendini bilen olumsuz söylemlerden etkilenmez. Kendinizi  ve diğerlerini de daha  iyi anlar olursunuz. SAĞLIKLI İLİŞKİLER kurar, sizin titreşiminizde, sizin düşünce yapınızda olan, sizin için doğru insanları hayatınıza çekersiniz.
  • Kendi tarzınızı oluşturmakla, bir yandan yaşamın tadını çıkarırken, gücünüzün yettiğinden fazlasıyla uğraşmak zorunda  kalmadan, “eksiklik ve yetersizlik duygusu” yaşamadığınız bir hayatınız olur. Bu DENGEDİR.
  • Güzel bir yemeği, tadını çıkararak yediğinizde midenizi tıka basa doldurmak zorunda kalmaz, hatta yalnızca bir kadeh kırmızı şarabı tadını çıkararak şişenin kölesi olmadan keyifle içtiğinizde, içindeki  üzümün çekirdeğindeki “resveratrol” maddesinden ötürü    daha sağlıklı olabilirsiniz. Her anın tadını çıkarmak, hastalık ve stresi sizden uzak tutar. Bu SAĞLIKDIR.
  • Hayattan gerçek anlamda keyif alabiliyor olmak, size gerçek ÖZGÜRLÜĞÜ tattırır. Bu yaşam için bu halinizle yeterli olduğunuzu ve elinizdekilerin daha güzel bir hayatı yaratmak için en iyisi olduğunu bilirsiniz.
  • DENGEDE olduğunuzda; bu sonsuz olasılıklar evreninde, rüzgarın sizi sürüklediği yerde bile fırsatları görebilir, bunların da tadını çıkarır, her şeyin içindeki iyiyi bulabilme gücünüzle potansiyelinizi ortaya çıkarırsınız.
  • İnsanları severek, başkalarına hizmet etmenin bile tadını çıkarır,  böylece EVRENSEL MUTLULUĞA KATKI yaptığınızın bilincinde olursunuz.
  • Karşınıza çıkan güçlükler, AŞMANIZ GEREKEN BASAMAKLAR olduğu için hayatınızda  varlar. Siz aksiliklerin bile tadını çıkarıyor ve  onlardan ders alıyorsanız, sorunlar artık sizin için yük değiller, basamakları üçer beşer çıkabilirsiniz. BU BAKIŞ AÇISIDIR.
  • ÖZGÜRLÜK istiyorsanız, empati yapın.Herkesle ve her şeyle aranızdaki bağlardan sıyrılın. Sizi hiç kimsenin manipule etmesine  izin vermeyin. Bağlılık koşullu sevgidir. Sağlıklı olan koşulsuz sevmek ve bağlar oluşturmamaktır.

 

Evrenin işleyişini yöneten doğal yasaları anladığınızda, onlarla uyum içinde olur, bilinçli olarak  yaratıcı bir biçimde kullanmaya  devam edebilirsiniz. Doğa yasalarını ve onun temelini oluşturan prensipleri uyguladıkça tüm olaylar “MUCİZEVİ” olmaktan çıkıp, başarılarınız olarak son derece anlaşılır bir hale gelmeye başlar. Kişi bir kez başarınca, sürekli uygulamalarla artık yaşamını mucizelerin yönettiğini düşünmeye başlar ki;  öyledir de… <3

Kötü bir olay yaşadığımızda, iç dünyamızda kendimize sorular sorarak;

Bunu niye yaşadım?

Niye şimdi yaşadım ? 

Bu olay bana ne kattı?

Benden ne götürdü?

Katkılarına veya götürdüklerine gerçekten ihtiyacım var mıydı?

……….diye sorabiliriz kendimize.

SAHİP OLDUKLARIMIZ İÇİN ŞÜKRETMEK;

Yaşadığımız ve yaşayacağımız  olumlu olumsuz her duruma  eşit bakmak ve her durum için derin bir “şükür hali içinde” olduğumuzun ifadesidir.

 İşte bu çerçevede  Yaşam, zıtlıkları aşma ve onları üçüncü bir noktada BİRleştirmeyi öğrenmeye geldiğimiz bir eğitim yeridir. ZIT KUTUPLULUK Yasası der ki;

Her şey kendi karşıtına sahiptir. Doğaları itibariyle birbirinin aynıdır aslında.

Yaşadığımız boyut itibariyle bütün GERÇEKLER  yarı yarıya gerçektir. Yani, her gerçek yarı yanlıştır. Bir şey aynı zamanda her şey ve hiçbir şeydir. Buz ve buhar iki ayrı nesneyken, gerçekte suyun değişik iki halidir. Aşk ve nefret de öyle..Aynı duygunun değişik hislerle  algılanmasıdır.

NÖTRLEŞİP, daha çok SEVGİ enerjisi yansıtmaya başlayınca, titreşim seviyemiz o kişinin frekanslarıyla aynı olamayacağı için kendi  yaşam yolumuzda BAŞARILI, MUTLU ve  ÖZGÜVENLİ olarak tüm olumsuzluklardan özgürce devam edebiliyor oluruz.

Çolpan  Işın Taner

 
 
 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
primi sui motori con e-max

Sosyal Medya

Yazı Takvimi

« October 2017 »
Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31          

REVOLUTIONARYFIRE

Kendimden bile hala sakladığım hangi devrimlere sahibim ?